0 (212) 268 72 01

MİGREN TEDAVİSİ

9 Eylül 2015 Çarşamba 13:43 · Proloterapi · 44252

DOKTORUNUZA DİREKT ULAŞIN;  0541 350 34 45

HASTALARIMIZIN YORUMLARI İÇİN;  https://www.doktortakvimi.com/enis-bicerer/algoloji/istanbul 

PROLOTERAPİ İLE MİGREN AĞRISINDAN KALICI OLARAK KURTULUN....

BOYUN VE SIRT BÖLGESİNE YAPILAN ENJEKSİYONLARLA BU BÖLGELERDEKİ EKLEM-KAS VE BAĞLARDAKİ HASAR TAMİR EDİLEREK OTONOM SİNİR SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ BASKI ORTADAN KALDIRILIR. BÖYLECE MİGREN AĞRISI VE DİĞER BELİRTİLER (IŞIK ÇAKMALARI, BULANIK GÖRME, BULANTI, KUSMA vb.) BERABERİNDE ORTADAN KAYBOLUR...

 

 

 

 

MİGREN NEDİR?                                                                      

 

Migren;  öncesinde veya ağrı sırasında ona eşlik eden ışık çarpmaları, kör noktaların oluşması, ellerde ve ayaklarda karıncalanma, bulantı, kusma, ışığa ve sese karşı hassasiyetin arttığı ciddi bir başağrısı olarak tarif edilir.Migren ağrısını dayanılmaz kılan bu bulguların eşlik etmesi ve bunların saatler hatta  günlerce sürebilmesidir.Migren toplumda  %10 üzerinde görülme sıklığıyla ciddi bir problem oluşturmaktadır.

Migren ağrısının nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte; beyne giden kan akımı, sinir sinyal iletimi ve kimyasallarda geçici bir problem oluşmasına  bağlı olarak beyin aktivitesinin değişmesine bağlı olduğu düşünülmektedir.Bununla birlikte migren ağrısında  sorun sadece beyinde değil,  vücudumuzu kontrol eden otonom sinir sistemindeki  değişiklikler olmasıdır.Özellikle boyun bölgesinde yerleşmiş olan otonom sinir sistemine bağlı arızalar düzeltildiğinde migren ağrısı da ciddi anlamda gerilemektedir. Bu yüzden migreni meydana getiren neden belki de çok eskiden olan ve doğru dürüst hatırlamadığımız bir trafik kazası,yüksekten düşme ya da çarpmaya bağlı bir boyun travması olabilir. Ya da boyun ve sırt bölgemizdeki  kasların yanlış kullanıma bağlı olarak zamanla hasar görmesi belli bir süre sonra karşımıza başağrısı olarak çıkmaktadır.

Migren ağrısı çoğu kişi de zamanı ve düzeni belli olmadan bir anda ortaya çıkmaktadır.Bu sebeple migren atağını tetikleyen nedenlerin sayısında artış olması atakların sıklığını artırdığını söyleyebiliriz.

 

Migren ağrısını tetikleyen nedenler?

Bazı  hastalar migren ağrısını tetikleyen faktörleri çok net olarak ortaya koysalar da bu durum bazı kişilerde bu kadar belirgin olmayabilir.Genel olarak migren ağrısını tetikleyen nedenleri sıralayacak olursak;

Parlak ve titreyen ışıklar, yüksek ses ve gürültü, dumanlı ortamlar

Isı değişiklikleri

Keskin ve güçlü kokular ve parfümler

Fiziksel ve duygusal stres, tansiyon, anksiyete, depresyon veya aşırı heyecanlanma

Aşırı yorgunluk,  egzersiz ve uzun süren uçak yolculuğuna bağlı jet lag

Alerjiler ve alerjik reaksiyonlar

Uyku düzeninde değişiklik ve düzensiz uyuma

Sigara içme veya sigara içilen ortamda dumana maruz kalma

Yeme düzeninde değişiklik, öğün atlama ve buna bağlı kan şekerinin düşmesi

Dehidratasyon ( aşırı susuz kalma)

Alkol kullanımı

Menstruel siklus dalgalanmaları, doğum kontrol hapı kullanımı ya da menopoza bağlı hormonal değişiklikler

Gerilim tipi başağrısının olması

Tiramin içeren yiyecekler (peynir, kırmızı şarap, tütsülenmiş füme  balık, incir, fasulye/bakla, tavuk ciğeri)

Çikolata, fındık/fındık yağı, avokado, muz,  soğan, narenciye ve turunçgiller, süt ürünleri

Fermente ya da salamura yapılmış ürünler ve turşu

Uyku hapları, doğum kontrol hapları, hormon replasman terapisi için kullanılan ilaçlar…

Migren ağrısını tetikleyen durumlar her zaman migrenin nedeni olmadığı gibi migreni tetikleyen etkenlerden kaçınmak ta  her zaman migren atağını engellememektedir.Ayrıca her kişide migren ağrısını tetikleyen etkenler farklılık göstermektedir.

 

 

MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Migrenin belirtileri başağrısı başlamadan önce, başağrısı sırasında ya da başağrısı sonrasında oluşabilir.Bu belirtiler  “aura” olarak tanımlanır ve birçok hasta  bu  belirtiler oluşmaya başladığında belli bir süre sonra migren ağrısının oluşacağını söyler.Her migren ağrısı aynı olmasa da;  migrenin tipik belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Orta şiddette ya da ciddi bir başağrısı, ağrı genellikle başın tek tarafında sınırlıdır.

Ağrı genellikle zonklama ve nabız atışı şeklindedir.

Fiziksel aktivite ağrıyı şiddetlendirir

Ağrı nedeniyle günlük rutin aktivitelerde yetersizlik ve güçsüzlük gözlenir

Işık ve gürültüye karşı duyarlılık artmıştır ve bu duyarlılık sessiz ve karanlık bir odada uzanarak azalır.Tipik olarak hastalar sessiz ve karanlık bir odada uzanmak isterler.

Bazı hastalar terleme, ısı değişikliği, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler gösterir

 

AURALI MİGREN

Birçok hasta başağrısı başlamadan önce ya da başağrısı süresince “aura” denilen bazı uyarı işaretleri tarif ederler. Auralar aşağıda belirteceğimiz algısal bozukluklardan oluşmaktadır;

Kafa karıştırıcı düşünceler ve deneyimler

Fotoğraf makinesi flaşı gibi parlayan tuhaf ışık çakmaları 

Görme alanında zikzak çizgiler

Görme alanında kör noktalar   ya da  boş alanlar

Kol ve bacaklarında karıncalanma ve iğnelenmeler

Konuşma güçlüğü

Boyunda, omuzlarda ve kollarda sertlik/katılık, kasılmalar

Hoş olmayan, çirkin  kokular

Birçok migren ağrısı çeken kişi bu belirtiler oluşmaya başladığında başağrısının kısa zamanda başlayacağını bilir…

 

Birçok migren ağrısı çeken hasta ağrılarının geçmeyeceğini  ve  ömür boyu bu ağrıları çekeceği düşüncesini  kabullenmiştir.Çünkü; migren ağrısı nedeniyle birçok doktora ve kliniğe başvurmuş, sayısız tetkikler (MR, Tomografi, Röntgen, Kan Tahlili, vs.) yapılmış ve değişik  pek çok tedavi uygulanmasına rağmen migren ağrıları hala devam etmekte  ve  yapılan her yeni bir tedavi hastayı daha da çok umutsuzluğa sevketmektedir.Peki  bu durumun böyle olmasının gerçek nedeni nedir? Günümüzde teknoloji ve tıp bu kadar ilerlemesine rağmen neden migren ağrısı tam anlamıyla tedavi edilememektedir? Çünkü;  şu an yapılan tedavilerin büyük bir çoğunluğu  sadece ağrıyı kesmeye yönelik tedavi yaklaşımları içermektedir.Yapılan bu tedaviler sonucunda migren ağrısı ya hiç geçmemekte ya biraz hafiflemekte ya da  bir süre sonra tekrar başlamakta hatta daha da şiddetlenmektedir.

 

MİGREN TEDAVİSİ

Migren tedavisinde  genel olarak kullanılan tedavi yöntemlerini sıralayacak olursak;

1) İlaçlar(ağrı kesiciler, anti-emetikler, serotonin agonistleri, antidepresanlar, ergot alkoloidleri ve diğer ilaçlar).İlaçlar belli bir süre etkili olabilir ama çoğu ciddi ağrılarda yetersiz kalmaktadırlar ve sürekli ilaç kullanımının da sağlık açısından birçok zararı vardır.Ayrıca ağrıya etki eden ilaç dozu bir süre sonra yetmemekte ve doz artırılmakta ve ilaçların kendisi ağrının nedeni olmaya başlamaktadır.

2) Botilinium toksini: Sinir kas kavşağını bloke ederek kaslarda felce neden olur ve kas hasarına bağlı başağrılarının tedavisinde bir miktar etkili olmaktadır.Ancak  etkisinin kısa sürmesi (6 ay kadar), tekrarlanmasının gerekmesi ve  bazı yan etkilerinin olması nedeniyle  kalıcı bir çözüm olmaktan uzaktır.

3) Akupunktur:Akupunktur da çok şiddetli olmayan başağrılarının bir kısmında etkilidir, fakat tedavi bittikten bir süre sonra ağrılar tekrar başlamayabilmektedir.

4) Migren ameliyatı: Boyun bölgesinden başımızın yukarısına doğru çıkan sinirlerin diseksiyonu ve kesilmesi işlemidir.Ameliyattan sonra sinir iletimi kesildiği için ağrı bir süre algılanmaz fakat  ağrıyı meydana getiren asıl neden ortadan kaldırılmadığı için ağrılar tekrar ortaya çıkmaktadır.

Bütün bu tedavilerden başka kullanılan başka yöntemler de bulunmaktadır.Ancak bu tedaviler ve diğer bütün yöntemler sadece ağrıyı kesmeye yönelik yaklaşımlar olduğu  ve ağrının asıl nedenini ortadan kaldırmadıkları için belli bir süre etkili olmakta, kalıcı bir sonuç meydana getirememektedirler.

Peki , toplumun önemli bir bölümünü ciddi bir şekilde etkileyen migren ağrısının gerçek ve kalıcı tedavisi mümkün müdür?

 

 

MİGREN TEDAVİSİNDE "PROLOTERAPİ", YÜKSEK BAŞARI ORANIYLA MİGREN AĞRISININ NEDENİNİ ORTADAN KALDIRARAK TEDAVİ EDEN VE KALICI SONUÇ ALABİLECEĞİNİZ BİR TEDAVİ YÖNTEMİDİR...

Hayatımızı önemli derecede etkileyen migren ağrılarının tedavisi mümkündür.Bunun için öncelikle hastanın hikayesi iyi bir şekilde dinlenmeli ve ağrının karakteri ortaya konmalıdır.Belkide yıllar önce geçirilen bir trafik kazası, ya da boyuna alınan darbe ya da hastanın sürekli olarak klimaya maruz kalması  migren ataklarına neden olmaktadır.Bunun yanında yapılacak fizik muayene ile birlikte kişinin sırt ve boyun kasları ile boyun eklemleri ve bağlarındaki hasar tespit edilerek buna yönelik tedavi uygulanır.Boyun bölgesine uygulanacak Proloterapi ile birlikte migren ağrısı büyük oranda birkaç seansta geçmektedir.

Proloterapi ile boyun ve sırt bölgesindeki instabilite, eklem ve bağlardaki hasar  tedavi edildiği için migren ağrısının asıl nedeni ortadan kaldırılmış olur.Böylece hastalarda kalıcı bir rahatlama sağlanır.İlk seans uygulandıktan birkaç gün sonra bile hastalar ağrılarının hafiflediğini, migren ataklarının süresi ve sıklığının azaldığını söylerler.Hasarın büyüklüğüne göre uygulancak olan diğer tedavi seanslarıyla birlikte hastalarda kalıcı tedavi mümkün olmaktadır.

 

PROLOTERAPİ İLE BİRKAÇ SEANSTA MİGREN AĞRISININ TEDAVİSİ MÜMKÜN OLMAKTADIR…

 

DOKTORUNUZA DİREKT ULAŞIN;  0541 350 34 45

 



Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş